gototopgototop
18 Mayis 2012 Cuma - 12:28:06
“Bilindiği Gibi Değil” / 90’lı Yıllarda Çocuk Olmak PDF e-Posta
Pazar, 19 Şubat 2012 22:38

90’lı Yıllarda Çocuk

Ütopya Kültür Merkezi’nin katkılarıyla “Bilindiği Gibi Değil” 90’lı yıllarda çocuk olmak adlı kitabın azarları Rojin Canan Akın ve Funda Danışman Mersin’e geldi. iki etkinlik şeklinde gelişen program dolu dolu geçti. etkinliğin birinci bölümü Akdeniz Belediyesi konferans salonunda ikinci bölümü Ütopya Kültür Merkezi’nde devam etti. 12.00’da başlayan etkinlik 18.00’da son buldu. “Bilindiği Gibi Değil” adlı kitabın yazarlarından Rijin Canan Akın’la kısa bir söyleşi yaptım. söyleşimiz oldukça sıcak ve samimi geçti daha yeni tanışmamıza rağmen Rojin arkadaş oldukça sıcak kanlı duygusal ve samimi bir kişiydi. sorularıma içtenlikle cevap verdi. isterseniz kitapla ilgili biraz bilgi verelim.Bildiğin Gibi Değil, genç araştırmacılar Rojin Canan Akın ve Funda Danışman'ın, 90'lı yıllarda çocukluğu Güneydoğu'da geçmiş Kürt gençleriyle yaptıkları on dokuz söyleşiyi bir araya getiren sözlü tarih niteliğinde dolu dolu bir kitap. Kitabı yayına hazırlayan Tuncay Birkan. Röportaj Rojin Canan Akın, Funda Danışman, Kapak fotoğrafı Atilla Durak ve Kapak tasarım Emine Bora’nın üstlendiği kitapta Yoğun bir şiddet ortamında geçen çocukluklarını ve ilkgençlik yıllarını Türkçe bilmedikleri için gerizekâlı muamelesi gördükleri, zaman zaman ajanlık teklifleri aldıkları eğitim hayatlarını; babalarının, analarının, kardeşlerinin, arkadaşlarının gözlerinin önünde dayak yediği, öldürüldüğü, koruculuğa zorlandığı, evlerinin kurşun yağmuruna tutulduğu aile hayatlarını; sokaklarda, "yanı başlarında sürekli birilerinin öldürüldüğü", vurulduğu bir ortamda veya BM mülteci kamplarında geçen "gündelik" hayatları dinleyeceğiz.

 

 

 

Ali Osman Abalı: Bildiğin gibi değil Adlı kitap çalışmasına başlamadan önceki duygularınız. Çalışmayı bitirdikten sonraki duygularınız. Bildiğim kadarıyla sürece tanıklık etmişsiniz?

 

Rojin Canan Akın: Alında ben bölgeye gitmeden önce biraz daha esnemiştim. İstanbul’da yaşadığım için İstanbul’un böyle bir dezavantajı olmuş bende. Fakat bu çalışmayı bölgede yaptıktan sonra İstanbul’a döndüğümde çok radikalleştiğimi söyleyebilirim. İnanmak istemeyeceğiniz olaylara şahit oluyorsunuz. Zaman zaman olayları anlatan insanlarla beraber ağladığım oldu! Neden bu çalışmayı daha önce yapmadık diye kendi kendime sordum. Bütün bu zulüm olup biterken buna seyirci kalmak hiç doğru değil. Özellikle basının bunları görmezden gelmesi başka bir utanç…

 

Ali Osman Abalı: Peki, bu çalışmayı kadın değil de bir erkek yapsaydı. Anlatım konuya duyarlılık daha mı farklı olurdu?

 

Rojin Canan Akın: Konuya bu yönden hiç yaklaşmadım ama kadın hassasiyeti daha görünür bir hassasiyettir; ama erkeklerinde yaptığı çok çok başarılı işler var olabiliyor sadece şunu söyleye bilirim erkek yapsaydı o cinsiyet kotasını gözetmezdi sanırım. Baktığınız zaman biz kitapta onu gözettik. Kadınların hikâyesi de erkekler kadar görünür olmalı. Özellikle tecavüz taciz gibi olguları özellikle işledik. Yani devlet eziyet ederken insanları ayırmıyordu birde kadın iki gere işkence görmüş oluyor çünkü bedeni ve kimliği üzerinden. Kadınlarda o hassasiyet birazda çok oluyor.

 

Ali Osman Abalı: O zaman şöyle diyebilir miyiz biraz daha duygusal yaklaştınız kadınlara yönelik sorularda?

 

Rojin Canan Akın: Tabi kendimi kadınlara biraz daha ayrıcalıklı bakmak sorunda hissettim; bu günkü toplumuz da kadınlar zaten görünür değiller ve onların hikâyeleri anlatmakla bitmiyor. Bunu da politik anlamda uygulamak istedim.

 

Ali Osman Abalı: Kitap ulaşması gereken kitleye ulaştı mı ya da hangi kitleye ulaşmasını istiyordunuz?

 

Rojin Canan Akın: Türkiye metropollerinde bu meseleye hiç hakim olmayan Kürt’lüğü sorun olarak gören insanlara ulaşmak istedik. en azından ben çıtayı yakaladığımıza inanıyorum; mesela benim Hedef kitlem bir İlker Başbuğ’du mesela başbakanın bu kitabı bilmesiydi Ruhşen Çakır iki köşe yazısı yazdı ve İlker Başbuğ’a özelikle tavsiye etti. BDP eş başkanı Sayın Demirtaş’da sayın başbakana gönderdi Milletvekillerine gönderdi. Hala meselenin topla tüfekle şiddetle çözüleceğini düşünenlerin okuması gereken bir kitaptı ve en azından ulaştı ulaşması gereken yere.

 

Ali Osman Abalı: Boyalı medya zaten buna benzer işler yapıyor. Bölgede yaşayan kadınların erkek egemen bir düzende çeşitli zulme

uğradığını taciz, tecavüz, töre cinayetleri gibi unsurlardan dolayı çeşitli yayın organlarında yer alıyor. Sanki bu olaylar tek bölgede oluyormuş gibi gösteriliyor bu olanlar İç Anadolu da Eğe de Karadeniz de her yerde oluyor. Bu konudaki görüşleriniz?

 

Rojin Canan Akın: Elbette Türkiye’nin çeşitli yerlerinde ya da hemen hemen her yerinde yukarda sorduğunuz olaylar oluyor. Ama şu unutulmamalıdır bölge dışındaki kadınlar cinsiyetinden dolayı yani kadın olduğu için zulüm görüyor. Bölgedeki kadın nüfuzu hem kadın olduğu için hem de kimliğinden ötürü zulüm ve şiddet görüyor. bölgedeki kadınların şiddet görmesinin birinci sebebi Kürt olması kimliği yüzünden gördü devlet ve toplum baskısı şiddeti tecavüzü biz bu yüzden bölgedeki kadınları elle aldık. Üzülerek söyleyeceğim bir şey var “Orospu PKK’lilere veriyor ama bize gelince vermiyor” bu söylev geliştirilebilinir. Bunu hangi zihniyet söyler?

 

Ali Osman Abalı: Peki, Funda Danışman’la nasıl bir araya geldiniz bu iş için mi? daha doğrusu kim kimi ikna etti bu kitabın oluşması için?

 

Rojin Canan Akın: Biz Funda’yla 13 senelik arkadaşız. Ben İstanbul’a ilk gittiğimde Funda’yla iyi bir dostluk kurduk. Bu çalışmada da bunu ortaya koyduk ne benim onu ikna etme nede onun beni ikna etme gibi bir şey olmadı beraber aldığımız bir karar

 

Ali Osman Abalı: Çalışmaya başlarken fon konusunda ya da ön araştırma konusunda destek gördüğünüz bir kurum var mıydı?

 

Rojin Canan Akın: Biz zaten maaşlı çalışan insanlardık Anadolu kültürde kendi maaşımızı kullandık. Kendi birikimiz vardı onu kullandık.

 

Ali Osman Abalı: Çalışma kaç ay sürdü?

 

Rojin Canan Akın: Saha ayağı yani bölgedeki söyleşiler falan üç buçuk ay sürdü. Ses kayıtlarını deşifre etmek yani elektronik ortama taşımak biraz uzun sürdü totalde iki sene sürdü.

 

Ali Osman Abalı: Kürt kadınlarının siyaset içindeki yerine değinir misiniz?

 

Rojin Canan Akın: Kürtler artık feodal değil diyebiliriz. Bu görmemek körlüktür Kürt harekatları içerisinde kadının yeri çok büyük öncü hareketleri var. Bu kurumlardan partilerden gözlemleyebiliriz. Bende o feodal denilen aşiret olarak bilinen yapının içinde büyüdüm. 30 sene öncesine kadar evet feodallik söz konusudur ama bu gün geçtikçe çürüyor yok oluyor diyebiliriz. 30 sene önce karısını-kızını kapının önüne bile çıkarmayan adam şimdi siyasetin içinde en ön saflarda karısıyla-kızıyla yürüyor. Kadınlar istediği gibi örgütlenebiliyor. Bu da mücadelenin ve hareketin ne kadar inandırıcı olduğunu gösteriyor. Bu anlamda Kürt hareketleri içinde kadının yeri çok büyük ve en ön saflarda olduğunu biliyorum ve önemsiyorum.

 

Söyleşi için teşekkürler…

 

Ali Osman Abalı

aliosmanabali@hotmail.com 

 

 


rssfeed
Email Drucken Favoriten Twitter Facebook Myspace Stumbleupon Digg MR. Wong Technorati aol blogger google reddit YahooWebSzenario
 

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile

DEMOKRAT HABER

EN SON EKLENEN HABERLER