Gomanweb MAZLUMLARIN DİYARİ

 

 

Sponsor Yazılar
Haydar Işık DERSİM DERSİM 

Şeyhmus Diken  Dersim'de Eskiyen Nüfus Cüzdanı"m!

Hasan KAYA Dersim dört dağ içinde  

Y. Serhat  Bucak     Seyit Rıza

Araştırma Ve İnrcelemeler
Serkan ERDOĞAN-BEN ORADAYDIM

Piro Kaplan  PiR ALi BARUT  UZERiNE

Osman Acar  Dersim  Katliamı'nın Tanığı

1937-38 DERSİM JENOSİDİSİNİN KRONOLOJİSİ

ÇALDIRAN’DAN 38’E DERSİM DAVASI

Faik Bulut Belgelerle Dersim   Raporlari

Ingiliz Devlet Arsivinde Dersim Jenosidi

Dersimin Tarihi Mirasi Koç Mezar Taşları
SEYFİ CENGİZ AŞİRET AŞİRET DERSİM
S. BARİKAT İSYAN KENTİ DERSİM
Memleketimden 'İnsan' Hikayeleri -Göç mağdurları-
Kürt sorununda gizli kalmış milat: Sivas kampı
D. BAKIR CEZAEVİ RAPORU DOSYASI
Dersim Mitolojisinin kaynak ve kökenleri
SEYFİ MUXUNDİ  DERSİM'DE BİLİNMEYEN BİR  EVLİYA: "ÇORÎBORÎ" 
SEYFİ MUXÛNDİ DERSİMİN UNUTULMUŞ  OZANLARINDAN KEKO
SEYFİ MUXUNDİ PİR ALİ BARUT (38'in faili ‘mehçulu’)

İsmail Beşikçi Alevilerde Kafa Karışıklığı

Mehmet BAYRAK  Alevilik İslam mıdır?
Martin van Bruinessen Alevi Kürtler’in etnik kimligi üzerine
Fikret Başkaya 1.Reel Atatürkçülük 2.Misak-ı  Milli
Haluk Gerger ABD’nin Hegemonya Arayışı
Akın Birdal  Silahlar konuştukça insanlar susuyor
Ünsal Öztürk Yanlış Bir Slogan: "Türkiye Laiktir, Laik kalacak!" 
Unutulmayanlar
Pir Sultan Abdal       Gelin Canlar Bir Olalım

Seyit Riza Pile Desimi
Dersim Lideri

Musa Anter (Ape Musa) Hayatı 

Ahmet   Kaya     Hayatı 

Hrant Dink Ruh Halimin Güvercin  Tedirginliği
Mazlum  Doğan Ülkem (Şiir)
Sivas Şehitlerinin Yaşam Öyküleri
Unutulmayanların Tümü
Mustafa Elveren İle Söyleşi 
Mizah-Eğlence   Fıkralar-Komik Karikatörler       Sizden Gelenler
Bir Demet Şiir  (Karışık Şiirler)

Goman Haber

Goman Mesaj

Anlamlı Alıntılar

HABER ARŞİVİ
YUSUF SERHAT FAİK (BUCAK)

serhatbucak46@hotmail.de

(Özgür Politika)

Seyit Rıza

“Ben sizin yalan ve hilelerinizle baş edemedim, Bu bana dert oldu.Sız de bana diz çöktüremediniz Bu da size dert olsun”
Seyit Rıza.

Dersim’in arslanı Seyit Rıza 1863 yılında Lirtik köyünde dünyaya gelir. Babası şex Hasanan aşiretinin Abbasan kolunun lideri Seyid İbrahimdir. Seyid İbrahim, Dersim’in kuzeydoğusunda Kalman Sor ve Lirtik bölgesinde Deri Ari köyünü kendisine merkez olarak kabul etmişti. Küçük oğlu Rıza çok zeki ve ileri görüşlü olduğundan onu çok severdi ve bu nedenle ölümünden sonra aşiretinin önderliğini kendisine vasiyet etmişti.

Dersimliler Seyit İbrahim’e baba anlamına gelen ”babo” ünvanını vermişlerdi. Ona “Babo” olarak hitap ederlerdi. Bu nedenle Seyit Rıza’nın Dersimliler arasındaki isimlerinden birisi de ”lace babo” babanın oğlu idi.

Seyit İbrahim tahsilini Dr. N.Dersimi’nin atası Colıkzade Mehmet Ali Efendi’den almıştı. M.Ali Efendi, Seyit İbrahim’e tahsil vermekle yetinmemiş, onu “Kürtlük” şuur’u ile de donatmıştı. Seyit İbrahim de oğlu Rıza’yı aynı ideallerle yetiştirmişti.

Babasının ölümünden sonra vasiyeti üzerine babasının yerine geçen oğluna Dersimliler ”Rızo”, ”Rayber” ve babasının oğlu anlamına gelen “Lace baboyi” ünvanları ile hitap ederlerdi. Nitekim 1926 yılında Diyarbekir Genel Müfettişi İzzettin paşanın huzuruna Dr. N.Dersimi ile birlikte milli kıyafetlerini giymiş halde kabul edildiklerinde İzettin Paşa’nın ”siz baytar Nuri ve Seyit Rıza’mısınız” sorusuna Dr. N. Dersimi olumlu cevap verirken, S. Rıza ”Ben Dersim’li Rızo’yum. Dersim’de her meşenin ve her taşın altında bir Rızo yatar” diye yanıtlamıştır.

Babasının ölümünden sonra Lirtik’ten göç ederek Tujik dağının eteğindeki Ağdat köyüne yerleşir. Aşiretinin ve milletinin en küçük bir ferdine bile saygı duyan, onların her derdine koşan alçak gönüllü bir liderdir. Yalnız milletine karşı değil katliamdan kaçıp Dersim’e sığınan onbinlerce Ermeni’ye karşı da aynı tavrı göstermiştir. Sorunları milleti ile birlikte tartışmaktan çekinmez, halkının önerilerine önem veren bir liderdi.

Bir gün Erzincan valisi A.Rıza, Ankara’dan gönderilen Erzincan milletvekili ve müftü Fevzi efendi ile bir dut ağacının altında konuşurken, konuşmaları dinleyen ve dut ağacının tepesinde dut yiyen hizmetçisi Kumo’nun kendisine zazaca ”Raybar Rızo fikirleriniz doğru degildir” eleştirisi ile karşılaşıyor. S. Rıza başını yukarı kaldırıp genç hizmetçisi ile tartışıyor ve sonunda onun görüşlerini kabul ediyor. Zazaca ”oğlum senin fikirlerin doğrudur” deyip heyete Kumo’nun görüşlerini kabul ettirmeye çalışıyor. Demokrasinin ve halkçılığın bu güzel örneğinin bugünlere taşırılarak Kürtler arasında uygulanmasını diliyorum.

1935’lere gelindiğinde Kürdistan’da sömürgecilerin istilasına uğramayan tek bölge Kürdistan’ın gümüş kapısı anlamına gelen Dersim kalmıştır. Aynı yıl meşhur “Tunceli Kanunu” çıkartılır. Dersim’de sıkıyönetim ilan edilir. Sıkıyönetim Komutanı ve Tunceli Valisi, Koçgiri katliamını yapan sakallı Nurettin paşa’nın damadı General Abdullah Alpdoğan’dır. M.Kemal 1936 yılının meclis açılış konuşmasında “dahili işlerimizde en mühim safha Dersim’dir.

Ezilmesi için ne gerekiyorsa yapılmalıdır” diyordu. Sadece M.Kemal değil, onun kanatları altında büyüyen TKP nin G.Sekreteri İ.Bilen de, Rasim Davoz imzası ile Komünterne gönderdigi raporda Dersim Kürt Milli Mücadelesini “devrimci(!) kemalist iktidara karşı Kürt feodalizminin başkaldırısı olarak” rapor ediyordu. Kürtler o günün dünya konjonktüründe yapayalnız, Kemalistlerin vahşetine ve insafına terk edilmişlerdi. Ne batı dünyası, ne de Sovyetler, Kürtler’in haklı talep ve isteklerine kulak vermiyordu.1937’de savaş başladı.

Dersim bugün olduğu gibi sömürgecilerin önünde diz çökmedi. Savaşta yenilmeyen Kürtler iç ihanet ve entrikalarla yenilmiş oldular. Şahin bey ve Alişer gibi kurmaylarını kaybeden S. Rıza daha fazla kan dökülmemesi için TC’nin görüşme talebini kabul ederek Erzincan’a gitti. Ancak kendisinin deyimi ile”Hukumato beserref û zureker” kendisini tutukladı. 5 Eylül 1937 günü tutuklanan S. Rıza ve arkadaşlarının duruşması 17 Kasım 1937 gününe kadar devam etti. 65 yaşından büyüklerin idamı infaz edilemeyeceginden yaşının küçültülmesi için dava açılır. Oğlunun yaşındaki Muhudanlı S. Hüsen’in tanıklıgıyla yaşı küçültülür. Oğlu Resik Hüsen’in yaşı ise iki yaş büyütülür. Tatil günlerinde mahkeme yapılmaması evrensel bir kaide olmasına rağmen Pazar günü araba ve lüks lambaları ışığında duruşma yapılır ve verilen idam kararları Pazartesi günü Elazığ buğday pazarında infaz edilir. Temyiz hakkı Tunceli yasasında yoktur. Mahkemenin kararları vali ve sıkıyönetim komutan A. Alpdoğan’ın onayı ile infaz edilir. Zaten Alpdoğan boş bir kağıda imza atarak mahkeme kararının onanmasını, mahkeme kararının açıklanmasından önce sağlamıştır.

Seyit Rıza idam sehpasına giderken dimdiktir. Yağlı ipi kendisi boynuna geçirmiş ve altındaki sehpayı kendisi tekmelemiştir. S. Rıza’nın cesedi yakılarak küllleri devlet tarafından bilinen bir yere gömülmüştür. Kızı babasının mezarının gösterilmesi için yasal başvuruda bulunmuştur. TC devletinin ne kadar adil bir devlet olduğunu yaşayarak görecegiz.

Dersim teslim olmadı. Kırk yıl sonra Dersimli torunları onun dediği gibi sömürgecilerin önünde diz çökmedi. Selam olsun direnenlere, diz çökmeyenlere.

serhatbucak46@hotmail.de

22 Kasim 2006

 

 

Üye Ol

Tv-Radyo

Video-Müzik

Sohbet Odası

Konuk Defteri

Tartışma Formu

İletişim

Elektronik posta: komanweb@hotmail.com
Web  Yöneticisi  : elverenmustafa@hotmail.com
Son değiştirilme tarihi: 15/02/08