gototopgototop
17 Mayis 2012 Persembe - 11:57:09
Ali İhsan Aksamaz - Xolo Komoxtu 21 K'undura (Yine Geldi 21 Şubat) PDF e-Posta
Salı, 21 Şubat 2012 21:43

Evet; bugün 21 Şubat, UNESCO'nun ilan ettiği "Uluslararası Anadili Günü". Amacım; bu "uluslararası anadili günü"nün kaynağı ve kaç yıldan beri Türkiye'de de kutlandığına ilişkin kronolojik bilgi vermek değil. Türkiye anadilleri açısından oldukça zengin bir ülke. Ne yazık ki, yıllardan beri bu anadillerimizin kurumsal olarak gelişmeleri engellendiği, bu anadillerimizde yayın yapılmadığı, okullarda anadili dersleri bulunmadığı ve hatta bazı dönemlerde de anadillerimizin konuşulmaları bile yasaklandığı için Türkiye'de ölme
noktasına gelindi.

 

Vubıhça'yı, bu dili konuşan son Vubıh (rahmetli)Tevfik Esenç'i hatırlayalım. Türkiye'de geçmiş yıllarda anadillerimize karşı bir kültürel soykırım uygulanmıştır. Köylerimizin adı değiştirilmiştir. Bütün bu zalimane uygulamaların mimarları, bütün bu gayri insani ve onur kırıcı uygulamaları sözüm ona Türklük ve Türkçe için uygulamaya koydular. Ancak onlar; yalnızca Ubıhça, Lazca,
Abazaca, Çerkesçe, Gürcüce, Pontusça, Hemşince, Süryanice, Kürtçe
gibi anadillerimize ve bu anadilleri konuşan farklı kökenlerde
insanlarımızı "Türk" burjuvazisinin resmi ideolojisi ve resmi tarih
tezleriyle yok etmeye ve eritmeye çalışarak büyük zararlar vermekle
kalmadılar, özgün Anadolu Türklüğü ve Anadolu Türkçesi'ne de ağır
baskılar uyguladılar; deforme ettiler. Sonuç olarak da; Anadolu'da
bugün içinden çıkılamayan kargaşanın da sebebi oldular. Başta bütün
bunlar bilinmelidir. Bugün bunlarla yüzleşilmelidir.


Öncelikle; anadillerimize karşı insanlık suçunu işleyen "Türk"
burjuvazisi resmi ideolojisi ve resmi tarih tezleriyle Türkiye'nin
diğer anadillerini yoketme noktasında epey yol aldı, gel gör ki
Türkçeyi de İngilizce ve diğer Batı dilleri karşısında koruyamadı.
Kendi ülkesinin diğer anadillerine karşı böylesi suçlar işleyen "Türk"
burjuvazisinden, İngilizce ve diğer Batı dilleri karşısında Türkçeyi
savunması beklenemezdi. Öyle de oldu. Artık kimse İngilizce veya diğer
Batı dillerindeki dükkan tabelalarından şikayetçi olmuyor. Bu "Türk"
burjuvazisinin kendisine çizilen yol haritasıydı; aynen uygunladı.
Ubıhça, Lazca, Abazaca, Çerkesçe, Gürcüce, Pontusça, Hemşince,
Süryanice, Kürtçe ve diğer anadillerimize karşı aslan kesilenlerin;
İngilizce ve diğer Batı dilleri karşısında Türkçeyi savunamamaları
hiç de şaşırtıcı değil


Eğer bugün, hem kendi anadilini (Ubıhça, Lazca, Abazaca, Çerkesçe,
Gürcüce, Pontusça veya Hemşince, Süryanice, Kürtçeyi) ve hem de
Türkçeyi iyi konuşamayan, kendisini ifade edemeyen insanlar türediyse,
bütün bunların sorumlusu emperyalistlerle işbirliği içindeki "Türk"
burjuvazisinin resmi ideoloji ve tarih tezleridir. Oysa hem kendi
anadilini ve hem de Türkçeyi çok iyi bilen, üreten, adilce paylaşan
nesiller yetiştirilebilirdi.


Bugünden bakıldığında "Türk" Burjuva resmi ideoloji ve tarih
tezlerinin nasıl başarısız olduğu daha iyi görülmektedir. Tarım ve
hayvancılık ülkesi Türkiyede Tarım ve hayvancılık artık ölmek
üzeredir. Meyve ve sebzesiyle ve diğer kaynaklarıyla zengin olan
Türkiyede işsizlik artmaktadır; refah düzeyi sürekli düşmektedir.
Türkiyenin kültür hayatı "Nobeller"e endekslidir! Kültürel
varlıklarıyla eski ve çok zengin olan Türkiyede anadillerimiz
ölmektedir. Türkçe bir kültür dili olmaktan çıkmıştır. İnsanlar,
"Tarzanca" konuşur hale gelmiştir. Tahsilli insanlar bile dilekçe
yazamayacak durumdadır. Bu yönüyle de "Türk" burjuvazisinin eğitim
politikası başarısızdır.


"Türk" Burjuvazisinin eğitim politikasının başarısız olmasının
sebebi; yalnızca eğitimin üretime yönelik olmamasından ve bölgesel
ihtiyaçlara göre planlama yapılmamasından değil, Türkiyenin diğer
anadillerine karşı zalime uygulamaları ve Türkçeyi de deforme
etmesindedir. Çünkü çocuk anadiliyle öğrenir. Eğitimde çocuğun anadili
(Ubıhça, Lazca, Abazaca, Çerkesçe, Gürcüce, Pontusça, Hemşince,
Süryanice, Kürtçe) ile ortak anlaşma dilimiz Türkçe arasında anlamlı
bir denge oluşturulamdığı, bilimsel, üretime yönelik bir eğitim
sistemi uygulanmadığı için her alanda bugünkü "arabesk" yapı ortaya
çıkmıştır. Eğitimdeki yanlış politika ve uygulamalar karşımıza bugünkü
insan manzarası ve ilişkileri ortaya çıkarmıştır. Sorumlu da "Türk"
burjuvazisidir.


Öncelikle bütün bu ekonomik, sosyal ve kültürel yanlışlıkların,
haksızlıkların ve uygulamaların sorumlusunun "Türk" burjuvazisi
olduğunu bilmeliyiz. Eğer bunu bilmezsek, onun arkasındaki
emperyalist- kapitalist sistemi de göremeyiz. Böylece de,
anadillerimize karşı suç işleyen "Türk" burjuvazisinin taa başından
beri emperyalist- kapitalist sistemden beslendiğini göremeyiz. İşte
bu noktada karşımıza Cemiyet-i Akvam ("Milletler Cemiyeti") ve
ardından da Birleşmiş Milletler ("BM") çıkar. Bunlar, emperyalist-
kapitalist sistemin menfaati için oluşturulmuş kurumlardır. "Türk"
bujuvazisinin taa başından beri bu kurumların denetiminde olduğunu
bilenler için, UNESCO'nun da anlamı açıktır: UNESCO, Birleşmiş
Milletlerin şeker yüzüdür.


Şimdi, şu UNESCO'nun ilan ettiği "Uluslararası anadili günü"ne
gelelim. Uluslararası emperyalist- kapitalist sistem; "Türk"
burjuvazisine anadillerimiz Ubıhça, Lazca, Abazaca, Çerkesçe, Gürcüce,
Pontusça, Hemşince, Süryanice,Kürtçeyi yoketmesi için alan açtı,
destek oldu. Şimdi biz aynı uluslararası emperyalist- kapitalist
sistemin kurumu BM'nin UNESCO'sunun ilan ettiği "Uluslararası Anadili
Günü"nü hiç bunları sorgulamadan kutluyoruz. Bu ne yaman çelişki?!
Uluslararası emperyalist- kapitalist sistem, BM ve UNESCO mu yanlışlık
yapıyor? Yoksa biz mi? Uluslararası emperyalist- kapitalist sistemin
ikiyüzlü olduğuna şüphe yok. O "sopa-havuç politikası" güdüyor. Ya
yeri geldiğinde dillerinden emperyalizmi düşürmeyip, anti- emperyalizm
şampiyonluğu yapıp da, her 21 Şubat'ta zil-zurna "UNESCOcu"
kesilenlere ne demeli?! Hele hele de refarans olarak UNESCO'yu
gösterenlere ne diyeceğiz?!


Bir farkındalığımız var: Anadillerimizin bugünkü durumundan birinci
derecede uluslararası emperyalist- kapitalist sistem ve onlarla
işbirliği yapmış olan "Türk" burjuvazisi sorumludur. Bu noktadan
haraketle "Uluslararası Anadili Günü"nü anmak ve kutlamak, konunun
bu özünü gözlerden kaçırmak; bilmiyorsak, kendi oturduğumuz dalı
kesmektir; biliyor da umursamızyorsak, uluslararası emperyalist-
kapitalist sistemin fedayiliğine soyunmaya hazırlandığımız anlamına
gelir. Ki bu hiç de dürüst bir tavır olmaz.


Burada dikkatleri bir noktaya çekmek istiyorum: Uluslararası
emperyalist- kapitalist sistem doksan yıl önce anadillerimizi
(Ubıhça, Lazca, Abazaca, Çerkesçe, Gürcüce, Pontusça, Hemşince,Kürtçe,
Süryanice) yok etmesi için destek oldu, şimdi ise UNESCO'su
aracılığıyla dillerimize "sahip çıkıyor"! Sizce bu üzerinde
düşünülmeye değer bir nokta değil mi?!


Bizim UNESCO'ya ihtiyacımız yok. Çünkü UNESCO, arkasındaki
Uluslararası emperyalist- kapitalist sistem gibi iki yüzlüdür.
Canhıraş bir şekilde UNESCO'yu referans olarak alanlara sesleniyorum:
Siz hiç UNESCO Türkiye Milli Komisyonu'nun internetteki sitesini
gördünüz mü? Referans olarak aldığınız UNESCO, bu 21 Şubat
"Uluslararası Anadili Günü " için neler söylüyor?!


Uluslararası emperyalist- kapitalist sistemin ve uygulamalarının
farkındayız. Bu farkındalıkla, UNESCO'nun "Uluslararası Anadili
Günü"nü değil, kendi anadillerimizi yaşatmaya ve kurumsallaştırmaya
yönelik bilinçli program, plan, projerimizin olması gerçekliğini de
bilerek kendi Anadili Günümüzü yine de kutluyoruz. (21 Şubat 2012)

Ali İhsan Aksamaz / xvalamgeri@gmail.com


http://www.yusufbulut.com/index.php/makale/165-anadil


http://www.demokrathaber.net/trtde-neden-lazca-yok-makale,1695.html 

 

 


rssfeed
Email Drucken Favoriten Twitter Facebook Myspace Stumbleupon Digg MR. Wong Technorati aol blogger google reddit YahooWebSzenario
Son Güncelleme: Salı, 21 Şubat 2012 21:50
 

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile

DEMOKRAT HABER

EN SON EKLENEN HABERLER