gototopgototop
17 Mayis 2012 Persembe - 11:54:10
Ankara’da Roboski için mektup kampanyası PDF e-Posta
Salı, 21 Şubat 2012 00:18

Bu ülkede adaleti sağlamakla görevli olanlara Roboski katliamında yaşamını yitiren Serhat Encü’yü hatırlatmak ve adalet talep etmek için bugün aynı anda saat: 11.00’de, pek çok kentte birden eylem vardı.

 

Ankara’da ‘ROBOSKİYE ADALET PLATFORMU’nca gerçekleştirilen ve bu platformu oluşturan İnsan hakları ve Mazlumlar için Dayanışma Derneği (MAZLUM – DER), İnsan Hakları Derneği (İHD), Eşit Haklar İçin İzleme Derneği (ESHİD) ve BAŞKENT KADIN PLATFORMU tarafından örgütlenen eylemde, “SINIRLARA İNAT ROBOSKİYE ADALET” denilerek 34 gün sürecek bir kampanyanın startı verildi.

Ankara’da Adalet Bakanlığı önünde, “SINIRLARA İNAT ADALET – Jİ RİKA SİNORA RE EDALET” yazılı katledilen 34 kişinin adlarının bulunduğu Türkçe/Kürtçe dövizler taşınarak yapılan basın açıklamasının ardından oluşturulan heyet Adalet Bakanına teslim edilmek üzere hazırlanan mektubu özel kaleme teslim etti. Bahse konu mektup, PTT aracılığıyla İHD’nin tüm şubelerince bugün başta Cumhurbaşkanlığı ve TBMM olmak üzere, belirlenen bakanlıkların tamamına gönderildi.

ROBOSKİYE ADALET PLATFORMU’nu oluşturan örgütler ise; İstanbul’da Galatasaray Lisesi, Diyarbakır’da Büyük PTT, Bursa’da Ulucami yanı Heykel PTT, Antep’te Fevzi Çakmak PTT, Urfa’da Merkez PTT, Mersin’de Merkez PTT ve İzmir’de Konak PTT önünde yaptıkları ortak basın açıklamaların ardından mektubu ilgili makamlara gönderdi.

Ankara’da gerçekleştirilen eylemde; Mazlum – Der, Başkent Kadın Platformu ve İHD Genel Başkanlarının yaptıkları kısa konuşmalar yaparak başlatılan kampanya hakkında bilgiler paylaşıldı.

Anlatıldığı kadarıyla Platform, 34 gün süresince her gün katliamda yaşamını yitirenlerin bir bir hikayesini yayınlayacak. “Roboskiye Adalet Platformu” bugün yaptığı ilk eyleminde SERHAT ENCÜ adına yazılmış mektubu okudu.

 

Bahse konu ilgili makama gönderilen, “ROBOSKİ ADALET BEKLİYOR” diye başlayan mektupta ise şunlar yazılıydı.;

“Şırnak’ın Qileban(Uludere) ilçesi Bujeh (Gülyazı) ve Roboskî ( Ortasu ) köylerinden Irak’a “Sınır Ticareti” için gitmiş ve köylerine dönmekte olan sivillerin üzerine 28.12.2011 tarihinde henüz sınırın Irak tarafında iken Türkiye Silahlı Kuvvetlerine ait savaş uçakları tarafından bomba yağdırılmış bombalama sonucu 34 can toprağa, can’ların evlerine ise ateş düşmüştü!”

Türkiye Medyasının, haber değeri tartışmasız olan bu acı olayı 12 saat gibi uzun bir süre görmezden geldiği hatırlatılan mektupta, bunu haber olarak aktarmak isteyenlerinde reji odasından yapılan müdahalelerle engellendiğine yer veriliyor. Mektup şöyle devam ediyor. “Resmî açıklamalar gelmeye başladığında ise haber ajansları bu katliamı ‘Irak Sınırındaki Olay’ şeklinde vererek ‘öldürülenler’i önemsizleştirmeye çalıştı. Sonraki günlerde yapılan tartışmalar; ‘ölenler kaçakçı mı, –PKK militanı mı?’ ‘olay kaza mı, ihmal mi, tuzak mı?’ başlıklarından öteye geçmedi, sanki 34 insan aynı anda kalp krizi geçirerek kendiliğinden ölmüşlerdi!”

Katliamın üzerinden tam 50 (elli) gün geçtiğinin, yetkililerin duyarsızlığının ve soruşturmanın yavaş yürümesinin herkeste adalete olan güveni zayıflattığının vurgulandığı mektupta insanı inciten, günahlarını ve ailelerin acılarını parayla hafifleteceklerini sanan yetkililere gönderme yapıyor. Mektup şöyle devam ediyor.

“Otopsi tutanaklarına yanlış geçen isimler, sadece istatistiksel bilgilerle verilen haberler, aileleri ve duyarlı kesimleri derinden yaraladı. Bu katliamdan sorumlu olan askeri ve sivil bürokratlar adalet önüne çıkarılamadığı gibi siyasi sorumlular da ödevlerini yerine getirmeyerek ve acılı ailelere verilecek tazminatı gündeme taşıyarak kamuoyunda olayın üzerinin örtülmeye çalışıldığı kanaatini uyandırdılar.”

Suriye ile ilişkiler ve egemenlerin çifte standartlı davranışlarına da değinilen mektupta, Suriye devletinin sivillere dönük tutumunu kınayan ve hiçbir saldırının kabullenilemeyeceğini ifade eden hükümet yetkililerinin, kendi ülkelerinde kendi ordusuna ait savaş uçaklarıyla öldürülen sivillerin ailelerinden özür dilemek yerine, katliamı bir başarı olarak kabul ederek Genelkurmay Başkanına teşekkür edilmesine tepki gösterilerek, hükümetin bu tutumuyla toplumun adalet beklentilerini katlettiği vurgulandı.

Katliamda yaşamlarını yitirenlerin ailelerinin konuşarak taleplerini dile getirmesinin hükümet cephesinde karşılık bulmadığı hatırlatılan mektupta, vicdanlar isyan ettiği ancak kimselerin duymadığı bildirildi.

Şimdi herkesin olanları bilmesi gerektiği, orada herkesin bir hikâyesi olduğu vurgulanan mektupta, Roboskî’de adalet inşa edilmezse geleceğin karanlık olacağına dikkat çekildi.

Şimdi “hep birlikte ‘Adalet’ diye haykırma zamanı” denilen mektupta, platformun “Roboskî’de Adalet tesis edene dek” mücadelesini sürdüreceği bilgisi verildi.

Roboski katliamında yaşamını yitiren SERHAT ENCÜ’nün ağzından yazılan mektup ise şöyle.;

“RAKAM DEĞİL, İNSAN’IM! BENİM DE BİR HİKÂYEM VAR!

Ben Serhat Encü’yüm;
Annesinin güvercini, Mervan’ın Keko’suyum.
Çocukların erken büyüdüğü bir coğrafyada dokuz çocuklu bir ailenin üçüncü erkeğiyim…

Lise 1′e kadar güç-bela getirebildiğim okulu, üniversitede okuyan ağabeylerime harçlık gönderebilmek için bıraktım.

Ben “kaçak”tan dönünceye kadar uyku girmezdi gözlerine annemin; dua ederdi “güvercinime bir şey olmasın” diye… Onu uyumamış görünce teselli ederdim, “Bir şey olmaz anne, korkma! Hem bir şey olsa bile en sevdiğim arkadaşlarımlayım” derdim.

Hem en iyi arkadaşım Celal de benimleydi, ertesi gün halı saha maçımız vardı. Yaşamı, uğrunda ölecek kadar çok seviyorduk, ölmeseydik ne iyiydi!

Sevmeyi yeni öğrenmiştim, “annemin tandır ekmeğinin buğusu gibi…” şiirler biriktiriyordum. Onu görünce “Roboskî’nin buz gibi suyunu içmişçesine serinliyordu ateş yüreğim!”

Sevinçlerim, öfkelerim vardı benim; Cimbom’un Fener’i yendiği akşamın sabahında Fenerli arkadaşlara caka satmıştım misal, Van depreminde açığa çıkan ırkçı zihniyeti kendimce protesto etmiştim…

Şekerden hayallerim vardı benim, bombaladılar!

Kaç parçaya savrulduğunu kimse bilemeyecek! Benim kaç parça olduğumu bilmedikleri gibi…

Annem güvercininin acısını dindirecek merhem bulamaz, sorarsa siz ona şöyle deyin: O güzel insanlar, o güzel katırlarla gittiler, dönmediler…

Belki kızacaksınız ama bir çift sözüm var;

Eğer beni öldüren bombalar ADALET’İ de öldürmediyse,
ADALET talep ediyorum…..
Herkesin hakkı değil mi Adalet?

YOKSA
O kocaman, pahalı bombalarınızı beni öldürmekte harcadığınız için
Devletten ÖZÜR,
Hedefi şaşırmayıp beni öldürdüğü için; Genelkurmaya TEŞEKKÜR’mü etmeliyim!?”

20 Şubat 2012 

 

   

Yılmaz Kızılırmak

rssfeed
Email Drucken Favoriten Twitter Facebook Myspace Stumbleupon Digg MR. Wong Technorati aol blogger google reddit YahooWebSzenario
 

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile

DEMOKRAT HABER

EN SON EKLENEN HABERLER