gototopgototop
17 Mayis 2012 Persembe - 11:42:39
Haydar Işık - 13. ESARET YILINDA ÖCALAN PDF e-Posta
Cuma, 17 Şubat 2012 20:51

13 sene önceydi. Kürtlerin gündüzünü karartan o meşum günde, politikacılar el birliği, ağız birliği yaptılar ve Sayın Öcalan'ı Türkiye'ye teslim ettiler. O gün bu gündür hapishanede, hücrede, izolasyon işkencesindedir. 1998 yılbaşı Roma görüşmemde acı acı: „Bu iş Ankara'da biter." dediğini unutamıyorum. Umutsuzdu. Arkadaşları gereken güveni verememiş olmalıydı. Aslında ona yapılan bütün Kürtlere yapılmış demektir. 13 sene önce onu haksız, hukuksuz, barbar metotlarla kaçırıp Türkiye'ye verenler Kürtlere ne yaptılar? Oturup kalktıkça, Türkiye'nin hatrı için, „PKK terörist" dediler. Türkiye'ye silah verdiler. Her türlü desteği sundular. ABD eski Başkanı Bush; en ilkel kabile reisinin gerisine düşerek; „PKK düşmanım" dedi. Oysa Batıya en yakın, kadın erkek farklılığına, köktendinciliğe, faşist-ırkçı rejimlere karşı olan dünyevi bir örgüt olduğunu her tavrında ortaya koyan bir partidir. Öcalan'la görüşmemde onun analizlerinde halklara nasıl dost olduğunu bizzat gördüm. Musevilerin Ortadoğu'nun kadim halkı olduğunu ve Türk halkına bağlılığına tanık oldum. Hatta İsrail ve ABD'ye heyet gönderilmesini istemişti. Bugün Sayın Öcalan İmrallı'da izolasyon işkecensinde tutuluyor. Kürt sessiz kalmamalı, soydaşına sahip çıkmalıdır. Öcalan, Kürt özgürlüğü için yola çıkıp esir düşen sıradan biri değildir. Öcalan ulus inşasında önemli merhale katetti. Görüştüğümüz yıl, „Ben buraya kadar getirebildim. Siz Kürt aydınları alın bu işi ileriye götürün." derken çok samimiydi. Bugün bile birleştirici, bağlayıcı kişiliğiyle mücadelenin sigortası konumundadır. Şüphesiz Öcalan'ın her söylediği hoşumuza gitmeyebilir. Eleştirdiğimiz noktalar elbette olacaktır. Ancak bütünlüklü ve ulusal bakıldığında, Kürt mücadelesi onsuz zorlanır. İyi bilinmeli ki, onu eleştirenlerle Kürt sorunu enternasyonal platforma gelemezdi. Sayın Burkay'ın tavrıyla kimse Kürtlerin varlığını bile hissedemezdi. Federal Alman Parlamentosunda, bir bakan ve milletvekili, katıldığım bir KNK heyeti kabulünde; „Eğer Türkiye'de gücü olduğunu bilsek alternatif olarak Burkay'ın partisine yardım ederdik." demeleri düşündürücüdür.

Buradan Öcalan siyasetini sürdüren kadrolarına geçelim. Bir kısmı, kim daha çok „Biji...." diyorsa, kendisinin başarılı görüldüğüne inanıyor. İçeriğe gerken önem verilmiyor. Elit kadro hariç görülürse, sıradan kadroların Öcalan'ın yazdıklarını okuyup analiz ettikleri ve yorumlayıp algıladıkları gereğince söylenemez. Diğer bir eksiklik ise; yurtsever bir Kürt olarak, diasporada yaşadığı toplumun ilerici kesimine, sanat ve kültür, sosyal ve politik kurumlara açılmayı düşünmemeleri ve yaşadıkları toplumdan kendilerini izole etmeleridir. Yaşadığı toplum ile ilişki kuramayanın, kendi toplumuna açılacağı da düşünülmez. İçinde yaşadığı halkın diline vakıf olmamaları başka bir noktadır. Toplumu irşadedenelerin, her bakımdan toplumun önünde bilgi, beceri ve tecrübeye sahip saygın kişilikler olması beklenir. Diaspora aydın tavrıyla, toparlayıcı, birleştirici ve Kürdistani inanç dolu olmalıdır. Sömürgeci ruhsal biçimlemeyi aşamayan, efendiye hayranlık duygusundan kurtulamayan kadro olarak dar kalır. Kendisi olacağına efendisinin kötü kopyası olmak halkımız içinde iyi karşılanmaz. Bu ve diğer bir çok nedenledir ki, Öcalan'a ve Kürtlere yapılan haksızlık, Avrupalının anlayacağı tarzda anlatılamıyor. Bu konuda Kürt Hareketinin yeni arayışlar içinde olması gerekir. Ses vermek adına, orası burası işgal edilmekle ne Öcalan'a, ne Kürt halkına sempati kazandırılacağı görüşünde değilim. Nelson Mandela için Londra'da yapılan doğum günü müzik şöleni milyonların sempatisini kazandırdı. ANC ve Mandela örneklerine bakılsa fena olmaz. Kürtler, Avrupa'da „terörizm" ile aynı solukta anılırken, diaspora Kürtleri bu imajın kaldırılması için hangi plan program çerçevesinde çaba sarfettiler? Art arda kuruluşu yapılan kurumlar, içi doldurulamadığından ayakbağı oluyor. Kürt toplumunun düşünen aydın kesimi eğer kadro olmamışsa kenarda tutulup değerlendirilmiyor. Ya benden, ya benden demekle halk mücadeleye kazanılmaz. Herkesin katılma koşulu ve sınırları vardır. Batı Avrupa'da iki milyona yaklaşan Kürdün önemli bölümü ya dışlanıyor, ya kadroların itmelerine neden kalıyor, ya da ikna edilmediğinden seyirci konumundadır. Herkesi PKK'li yapmaya gerek yoktur. Eğer Kürt halkının acısını hisseden hassas bir Kürt ise, onunla dialog Avrupa koşullarında kurulabilmelidir. Kadroların darlığı, savurganlığı, bu Kürtleri toparlamada engel oluyor. Genç Kürtlere yönelik anadil ve kültürel çalışmalar eksik yürüyor. Tüm bu eksiklikler nedeniyle Kürt halkının ve Öcalan'ın mağduriyeti yaşadığımız halklara götürülmüyor.

Öcalan'a „terörist başı" diyenler, gerçek teröristlerdir. İmrallı'da insanlık suçu işleyip izolasyon uygulayan, on üç kurşunla çocuk öldüren, Roboski'de çoğu çocuk 34 kişiye „bombalayın!" emri veren, anadilinde türkü söylediği için mahkeme karşısına çıkaran, Kürtleri asimilasyon kurumlarından geçiren, dilini öğrenmesini engelleyen, baskı ve soykırımı Kürtlerin üzerinde tutanlar teröristtir. Onun için her Kürt, her insan, her demokrat, Kürtlere dayatılan bu vahşeti hayatın her dalında protesto etmek zorundadır. Düşüncesi PKK'yle uyuşan da, karşı olan da protesto etmelidir. Kendisini Kürt gören ve ifade edenin başka lüksü olamaz. Ayak altındaki halkımızın kurtulması için uğraş verene her Kürt bireyi, Kürde kardeşlik bazında bağlılık göstermelidir. İşte Kürtlük budur.

ABD, AB terörist diyor. Farzedelim Türkiye hatrı için tüm dünya „PKK teröristtir." desin. Türkiye demokratikleşecek mi? İmrallı izolasyonu kaldırılacak mı? İşkence bitecek mi? Çocuklar öldürülmeden kurtulacak mı? Çocuklar anadilinden türkü söyledikleri için mahkemeye çıkarılmayacak mı? Yoksa Kürt çocukları, devlet okullarında anadilini mi öğrenecek? Kürt kimliği mi serbest kalacak? Kürtler kendisini hayatın her alanında özgür mü ifade edecek? Vallahi eğer Kürtlere bu haklar tanınsaydı, ne PKK olurdu, ne de başka bir sorun. ABD, Kürt Hareketine terörist diyor. Ama koruması altındaki Fetullah Gülen ise, video mesajlarıyla Kürt soykırımı yapılmasını öneriyor. Biz diaspora Kürtleri bu son videosu nedeniyle (... farzedelim 50.000 olsun... çevir imha et.) diyenle, açık bir insanlık suçu işlediği ortadayken, onu sivil mahkemelere götüremedik. Umarım şimdi etkili ve yetkili Kürtler düşünür bu durumu.

Kürtler doksan yıldır ırkçı faşist asimilasyon fabrikalarından geçirilip „tek tip" Türk yapılıyor. Mr Obama ve onun Dışişleri Bakanı Bayan Clinton, bir yandan Taliban barbarlarıyla siyasi görüşme yaparken, Türk soykırımcı sistemini dost; demokratikleşme için mücadele veren Kürt Hareketini „düşman" ve „terörist" görüyorlar. AB yetkilileri yapılan katliamları seyretmeleri yetmezmiş gibi, bir de, BDP'nin PKK'yi terörist görmesini istiyor. Bu ABD ve AB'ye sormak gerekir, sizin Kürtleri köleleştirmekten öte hangi projeniz var? Çıkar ilişkilerini ahlak ve insanlık değerleri önünde gören bu siyaseti bildiği için BDP dobra dobra „Biz PKK'yi terörist görmüyoruz." diyor. Kürtlerin ulus bilinciyle değerlerine sahip çıkmaları en doğru olanıdır. Türk ordusu Kürdistan'ı bombalarken, asimilasyon ve Kürt soykırımı sürerken, bu karanlığı başımıza getiren Avrupalı politikacıların, BDP'den „terörist" demesini beklemeleri büyük insafsızlıktır. Türkiye, Kürt Hareketini bütün dünyaya terörist ilan etti kabul ettirdi. Türk devletinin temel politikası işte budur. Bu konuda devletin çok başarılı olduğunu gördük. Pek çok politikacı, kültür insanı hatta sıradan Alman Kürt sözü edilince, hemen terör deyip karşı duruyor. Adın çıkmış dokuza, inmez sekize. Terör kavramı kişi, kurum ve devlete göre farklı görülen bir kavramdır. Mesela El Qaida; New York, Madrid, Londra, İstanbul ve daha pek çok yerde bombalar patlattı, günahsız kadın, erkek, çocuk katledildi. Bu bir insanlık suçu, terör eylemidir. Filistin'in HAMAS örgütü çocuk yaştakilerin beline bomba bağlayarak İsrail'de kahvehanelere, otobüslere, üniversite kampuslarına, Yahudi halkının arasına sürüp patlattı, bu da bir terör eylemidir. Oysa Kürt hareketi böylesi eylemlerde bulunmadı, Almanya'da doksanlı yılların ortalarında bazı kanun dışı, benim de eleştirdiğim eylemlilikler hariç, bu tür olaylardan uzak durdu. Türk halkına, sivil insana zarar vermekten mümkün olduğunca kaçındı. Peki buna rağmen neden bu "terör" yaftası?

Birleşmiş Milletler (BM) 1973 yılında "terörizm ve ulusal kurtuluş örgütü" kavramlarına açıklık getirmiş: Baskı ve sömürü altında olan halklar, yabancı boyundurğundan kurtulmak için olanakları ölçüsünde her türlü aracı, şiddet dahil, kullanma hakkına sahipler. Sömürgeci baskı altında olan halkların, bu yabancı boyunduruğundan ve ırkçı rejimlerden kurtulmak için verdikleri savaş legitim (haklı) olarak görülmektedir.

Güney Afrika aparteid rejimine karşı ANC'nin verdiği savaş haklıydı, sonunda Mandela devlet başkanı oldu. Filistin Kurtuluş Örgütü, bir sürü terör eylemleri organize ettiği halde, BM'de gözlemci statüsü aldı. Örnekleri çoğaltmak mümkündür. Gelelim günümüze. İsrail için terörist görülen Hamas ve Hizbullah, Türkiye için geniş halk desteği alan, sosyal, kültürel ve politik komponentli kurtuluş örgütleri görülmekte ve liderleri Türk Başbakanı tarafından kırmızı halı serilerek karşılanırken, aynı Türkiye, PKK'ye "terörist" demeleri için uçan kuşa yalvarmaktadır.

Burada hemen soralım:

• Kürdistan işgal edilmiş, halkı baskı altında, dili, kültürü, kimliği yasak altında mı?

Evet.

• Türkiye'de Kürt olarak, insanlar kendisini politik, sosyal ve kültürel ifade edebiliyorlar mı?

Hayır.

• Kürtler, kendi yeraltı-yerüstü servetlerinden faydalanıyorlar mı?

Hayır.

• Türkiye Kürdistanı sömürge statüsünde, ırkçı bir rejimin baskısı altında mı?

Evet.

• Sömürgeci sisteme karşı ayaklanan Kürt hareketi, halkın desteğine sahip mi?

Evet.

• Kürdistan'da en çok oy, PKK'nin desteklediği legal parti BDP'ye çıkıyor ve 100 belediye başkanı seçtiriyor mu?

Evet.

• Kürt hareketi onlarca yıldır halkın desteğiyle bu savaşı sürdürüyor mu?

Evet.

• Ayrıca bu hareketin kültürel, sosyal ve politik hedefleri doğrultusunda açılmış ve adeta bir devlet kadar kurumları var mı?

Var.

• O halde BM'in kararlarında öngörülen tanımlara göre PKK nin terörist görülmemesi gerekir. PKK, bir "Ulusal Kurtuluş Örgütüdür." Sömürgeci baskı altında olan Kürt halkının, bu yabancı boyunduruğundan ve ırkçı rejimden kurtulmak için verdiği mücadeleyi, BM'in legitim görüp desteklemesi gerekmektedir.

Ne var ki Türkiye, PKK'yi terörist göstermek için tüm değerlerini mezata çıkarıyor. PKK ve lideri Öcalan'ı muhatap alıp sorunu çözmek varken, onu izolasyona, hücrenin hücresi cezasına, adeta yedi kat yer altına sokuyor. Kürtleri yok görüyor. Ordusunun yarısını Kürdistan'a sürerek, insan katlediyor, bombalıyor, ormanları yakıyor, terör estiriyor. Türkiye, PKK'nin barış ve dostluk elini tutmadı. Güçlülük psikozuyla paranoyak politikasını sürdürdü. Kürtlerle barış ve dostluğu geliştirseydi, bugünkü olumsuz duruma düşülmezdi. Barış ve kardeşlik için çabalayan PKK'yi terörist gören ve gösteren devlet, bir gün hiç hesabında olmayan çok radikal bir örgütle yüzyüze kalabilir. Sultan Selahaddin, hasta olan hasmı İngiliz Kralı Richard'a doktorunu ve soğtulmuş meyva gönderip iyileşmesini sağlar ki, onunla barış yapabilsin. O ölürse her önüne gelen ben Richard'ım diyeceğini düşünür, doğacak kaosu önler. Ama Erdoğan ne diyor, "Ben olsaydım onu asardım." Sağduyunun olmadığı Türkiye'de savaş giderek derinlik kazanıyor. Bir yandan ABD'nin verdiği koordinatlar bombalanıyor, toplu katliamlar yapılıyor, diğer yandan sivil politikacılar derdest edilip zindana dolduruluyor. Örgüt ile Öcalan'ın ilişkisi kesiliyor ve Öcalan, bir insanlık suçu olan ve işkence olarak görülen izolasyona atılıyor. Bu durum, "Kürdüm" diyeni rahatsız etmelidir. Kürdistan'ın gelecek nesilleri, Öcalan'ı değerlendirirken, şüphesiz onun Kürt ulusal düşüncesini hayata geçiren kişi olarak yargıda bulunurlar. Hayatı ve barışı savunan siz okurlarıma, 1999 yılında Öcalan üzerine "Ve Abdullah konuştu" yazdığım aşağıdaki manzum öyküden birazını sunuyorum. İsteyen http://www.haydar-isik.com/content/view/41/48/ linkinden bütünü okuyabilir.

Ben esir düştüm, düşüncelerim milyonlarda

Biliyor musun en temizinden dağlarımızda

Ruhu satılmamış her Kürdün dünyasında

Kim demiş yenildik?

Yedi düvele karşı dağlarımızı bayrak yaptık

Bilinsin ki sevgili halkım

Düşmanın yüreğine zıpkın attık

Korkan düşman, ölen her gün odur

Biz ölüme nefretle hayatı kazandık

Biz ölesiye ülkeye sevdalandık

Ve gömütten bir ulus yarattık.

 

https://twitter.com/#!/yazarhaydarisik

https://www.facebook.com/haydar.isik2

www.haydar-isik.com 

 

http://anonymouse.org/cgi-bin/anon-www.cgi/http://rojevakurdistan.com/index.php/yazarlar/102/4562 

 


rssfeed
Email Drucken Favoriten Twitter Facebook Myspace Stumbleupon Digg MR. Wong Technorati aol blogger google reddit YahooWebSzenario
Son Güncelleme: Cuma, 17 Şubat 2012 20:54
 

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile

DEMOKRAT HABER

EN SON EKLENEN HABERLER