|
Kardere ile Hülman arasında Dedvin tepesinde ev yerleri vardı tarlamızdan küp parçaları ve kül çıkiyordu. Şimdi bir şey yok. Buna benzer daha nice örnekler var.
Bu günlerde Fransa ile bir kavgaya tutuşmuşuz ki mazallah tarihimizle yüzleşmemiz gerekirken bunu yapmiyoruz. Sağa-sola sataşiyoruz. Güneşin önüne perde çekiyoruz. Acaba su yüzüne çıkacak gerçeklerden mı korkuyoruz.
Anadolu'nun her yerinde ermenilerin izlerine rastlamak mümkündür. Hala aramızda yaşayan canlı tarihler mevcuttur.
Kendi köyümden bahs etmem gerekiyor.
Evlerimizin tam karşısında, bağımız ile tarlamızın arasında eski bir mezarlık vardı. Üstü çimen bağladığı için üzerinde kuzu otlatiyorduk. Taşlarında anlamadığımız yazılar ve figurlar vardı. Değişik hayvanların resimleri vardı. Merak edip babama soruyordum bunlar kimin mezarları? Bana diyordu ki; Mığıgilin mezarlığıdır. Bu mezarların sahipleri şimdi yok, onlar kırıma uğradılar. Şimdilik mezarlığın yerinde yeller esiyor. O insanların kemiklerini dahi yok ettik. Nalığıço'da evlere ait duvarlarını kendim gördüm. O taşlardan şimdi eser yok. Kardere ile Hülman arasında Dedvin tepesinde ev yerleri vardı tarlamızdan küp parçaları ve kül çıkiyordu. Şimdi bir şey yok. Buna benzer daha nice örnekler var.
1915 olaylarında en çok ermeniyi kırmdan kurtarmak amacıyla dersimliler içlerinde barındırmışlar. Hatta bu insanlarla yakın ilişkiler içerisne girmişler. Dost olmuşlar kirvelik kurmuşlar. En güzel sanatkarlar bunlardan çıkıyordu. HIZARCILIK, TAŞ OYMACILIĞI , DUVAR USTALIĞI, MARANGOZLUK VB. Bu insanların bir çoğuyla birzat tanışıklığım vardır. Arkadaşlık ve dostlukları çok mükemelidi. Kısacası ne oldu bu insanlara. Birazcık kendimizi sorgulamamız lazım.
Kovancılar'ın Habap (Ekinözü) köyünde ermeniler ile müslüman kürtler birlikte yaşiyorlarmiş. 1915'in haziran ayında yani tehcirin tam başladığı sırada harmanda kadınlar tezek yapiyorlarmiş. Ermeni kadınlar daha fazla tezek yapınca müslüman kadınlar sormuşlar;
-"Boşuna zahmet edyorsunuz. Zaten hükümet götürüp sizi vuracak."
-"Biz komşu değil miyiz? Bizi öldürürlerse tezekleri de siz yakarsınız."
Yani bu kadarda iyi niyetli insanlardı.
Kısacası; GARABET, GIRBO, NABIT, XIÇO, ŞUŞI nereye gitti? Bu insanlar zevklerinden mı topraklarını terk ettiler?
AZMİŞ KABARMİŞ MİLLİYETÇİ DUYGULARIMIZLA sokaklara dökülecegimize geriye dönüp izlerimize bakalım.
Tarihimizle yüzleşelim.
Muzaffer Kaya (Kardereli)
|
Yorumlar
Çarsancak ın köteriç köyunde eski bir kılıse vardı. BU Kilisenin eski bir
sütunu ayakta kalmişti buna HUSTUN I REŞ derlerdi.Çevrede anotme
hastalığına yakalanan çocuklar(bir nevi kan dolaşım bozukluğu bayılma) siyah
bir horozla burya götürülür. Burada horoz kesilir kanı hasta çocuğun alnına
sürülür ve hastalığın yok olacağına inanılırdı.Kalesakal köyünden dayım
buraya çocuğunu götürürken bende beraber gitmiştim. O Kiliseyede KRUG
denilen yaşlı bir ereni kadın bakiyordu. Genelde kesilen horoz ve götürülen
yağlı ekmekler bu Kıruga verilirdi.
Hani o kilise, o kilisede ibadet edenler.
Dersim ermenileri ile ilgili olarak tarihe not düşürmek bizim açımızdan çok önemlidir. O nedenle böylesi önemli bir konuyu yazdığın için sizi kutlarım.
Bağın ve Mankrank'daki ermenilerle ilgili de bir yazı yazabilirsen Köylerimizin tarihi açısından çok önemli olduğunu düşünüyorum.
Mısto Fıle diye anılan mankrakın mezrasında yaşayan bir ermeni hemşehrimizi hatırlıyorum. Ancak hafızam çok zayıf. Siz hatırlayabilirs iniz.
Bu konuda Seydanlı Pirim Süleyman Doğan epeyce yazılar yazdı ve gomanwebte yayınlandı. O yazılardan da yararlanarak Bağın ve mankrank ermenileri yazabilirsin.
Tekrar sizi kutlar. Selam ve sevgilerimi sunarım.
M. HOCA
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için