
1937-38 DERSİM JENOSİDİSİNİN KRONOLOJİSİ
Jenosid Sürecinde Gelişen Olaylar
25 Aralık 1935
Tunceli Kanunu çıkarıldı ve Dersim adı Tunceli olarak değiştirildi.
6 Ocak 1936
Elazığ merkezli Dördüncü Genel Valilik kuruldu ve başına sömürge valisi
yetkileriyle General Abdullah Alpdoğan atandı. Dersim’de stratejik
merkezlerde kışla ve karakol inşaasına başlandı. Ardından gelen karakol
baskınlarının nedeni işgal ve soykırım hazırlıklarını önlemekti.
1937 YILI OLAYLARI (İSMET İNÖNÜ'NÜN BAŞBAKANLIĞI DÖNEMİ )
20/22 Mart 1937 (Kahmut Olayı)
1936‘da başlatılıp kış nedeniyle ara verilen kışla-karakol inşaası 1937
Mart’ında devam ettirilince, kesintiye uğrayan direniş de Karakol
baskınları tarzında yeniden başladı. S. Rıza’nın köyü ve çevresi
bombalandı. Türk askeri kaynakları ve Dersim’in hafızasının kaydettiği
1937 yılının ilk olayı 20-21 veya 21-22 Mart 1937 gecesi saat 11‘de Pah-Kahmut
bucaklarını bağlayan Harçik Suyu üzerindeki tahta köprünün Demenanlılar
ve Haydaranlılar tarafından yakılması ve civardaki karakola baskındır.
Naşit Uluğ’a göre Dersimli büyük eylemleri genellikle 22 Mart sabahı
başlatır, çünkü bu tarih güneşe tapılan devirlerden kalma bir inanç
gereği kutsaldır, ilkbaharın da başlangıcıdır. Onun sözünü ettiği Dersim
takvimindeki Newe Marti olmalıdır.
26-27 Mart veya 26 Nisan 1937
Seyit Rıza’nın oğlu Bıra İbrahim (Bava), babası adına askeri harekatın
durdurulmasını talep etmek üzere gittiği Hozat dönüşünde Kırğan köyü
Deşt’te misafir olduğu evde uyurken öldürülür. M. Nuri, bu siyasi
cinayeti Alpdoğan’ın adamı Binbaşı Şevket’in adamlarının örgütlediğini
yazar.
S. Rıza, misilleme olarak Kırğan aşiretinin merkezi Sin bucağını ve
karakolunu basar. Ordu, Kırğan aşireti eşliğinde saldırıya geçer.
Böylece S. Rıza ve aşireti ile Bahtiyar aşireti de başlamış bulunan
çatışmalara katılırlar. Çatışmalar fiilen toplu bir direnişe dönüşür.
Aşiretler arasında genel bir birlik kurulamaz. Sadece Yukarı Abbas,
Bahtiyar, Ferhad, Karabal, Yusufan, Demenan ve Haydaranlar’dan oluşan
toplam 7 kadar aşiret kendi aralarında direniş için ittifak kurup
Halvori-Vank civarında yemin ederler ve topluca direnişe geçerler.
Alpdoğan, aşiretler arasında birleşmeleri engellemek, direniş kararı
alan S. Rıza liderliğindeki yedi aşireti tecrit etmek için çabalar. Bu
amaçla söylentisi dolaşan boşaltma ve sürgün kararını yalanlamaya, saklı
tutmaya özen gösterir. Ajanları dolayımıyla aşiretlerarası kavgaları
körükler, direnişin önderlerini ortadan kaldırmak için çalışır. S. Rıza
ile bir toprak meselesi yüzünden anşlaşmazlığı bulunan yeğeni Rehberi ve
çetesini kendisiyle işbirliğine ikna edip kullanır. Rehber, verilen
görevleri yerine getirdikten sonra onu da öldürtür.
Nisan 1937
Askeri birliklere baskınlar. Direniş sürüyor.
1-3 Mayıs
Mazgirt’e ve Mazgirt Köprüsü’ndeki birliklere saldırı. Sabiha Gökçe’nin
de katıldığı 15 uçaklık bir filo Zel, Kırmızı Dağ, Yukarı Bor (Keçizeken)
çevrelerini bombalar.
8 Mayıs
Genelkurmay, Dördüncü Genel Valiliğe 8 Mayıs’ta genel tenkili
(Bor/Kırmızı Dağ-Sin-Karaoğlan hattına ulaşacak hücüm harekatını)
başlatması emrini iletir.
19 Mayıs
Yukardaki emir üzerine 25. Alay Kırmızı Dağ zirvesini bir saldırıyla
işgal eder, tespit edilen Nazımiye-Kırmızı Dağ-Sin-Karaoğlan hattına
ulaşır. Bu saldırı için 19 Mayıs gününün seçilmiş olması dikkat
çekmektedir. Bu saldırının başarısı Yusufanlılar‘ın ittifak yeminini
bozup direnmeyişlerine, dahası orduya destek olmalarına bağlanmaktadır.
Bu ani ilerleme savaş alanındaki sivil halkın Kalan ve Kutu
derelerindeki sığınaklara yerleştirilmesine neden olur. Aşiretlerin çoğu
tarafsız, bir bölümü devletten yanadır. Direnenler küçük bir azınlıktır.
Üstelik ittifakçıların bir bölümü saf değişmiştir.
26 Mayıs
Bahtiyar köylerine ordu baskını ve bu bölgede önceden boşaltıldığı
görülen Resikan, Gözerek, Varuşlar, Çökerek ve Çat köylerinin yakılması.
Mayıs Sonu ve Haziran Başı
Haydaran, Demenan ve Yusufanlılar’dan bazıları teslim olur.
18 Haziran
Başbakan İnönü Elazığ’a gelerek sürmekte olan harekatı görüşür.
22 Haziran
Ordu birlikleri Zel, Bokir, Sıncık, Aziz Abdal dağlarını işgal ederler.
Dersimli her dağ zirvesi, her bir vadi için, kısacası ülkesinin her
karış toprağı için çetin bir direniş sergilerse de işgal ordusunun 19
Mayıs’ta ulaştığı hattı daha da içerilere (kuzeye) taşımasını
engelleyemez. Direnişçi köyler yakılır, sürülere elkonulur.
Haziran veya Temmuz
Asker Tujik Dağı’nı işgal eder. Bu dağın eteğindeki İksor Vadisi’nde
sığınaklarda bulunan çoğu kadın ve çocuk sivil halktan binlerce kişiyi
imhaeder. Mağaraların girişi betonla kapatılarak veya ağzında ateş yakıp
içine boğucu duman verilerek binlerce sivil yokedilir. Bu sırada can
havliyle dışarı fırlayanlar vurulur. Kısacası İksor vadisinde tam bir
katliam olur.
9 Temmuz 1937
Dersim ulusal hareketinin S. Rıza’dan sonraki en önemli önderi Alişer,
eşi Zarife’yle birlikte Rehber ve çetesi tarafından öldürülür.
Sekiz-dokuz kişilik bu çeteye Hıde Pırço (Pırço’nun oğlu Hıdır) da
katılır. Alişer ve eşinin kesik başları Elazığ’daki “Dersim Fatihi“
Abdullah Alpdoğan‘a yollanır.
17-18 Ağustos
Bahtiyar mıntıkasında (Tokmakbaba-Titenik-Sarıoğlan üçgeninde) çetin
çarpışmalar. S. Rıza’nın ikinci eşi, büyük oğlu Şeyh Hasan, üç torunu ve
bin kişilik kuvveti bu çarpışmada katledilirler. Bazı kaynaklar bu
çatışmaların Koçan mıntıkasında yaşandığını söylerse de bu doğru
görünmüyor.
28 Ağustos
Bu sıralarda direnişe S. Rıza ve Sahan önderlik etmekteydiler. S. Rıza
Bahtiyarlılar arasında bulunuyordu. Direnişçi 6 aşiret reisinden
yakalanmamış olan sadece bu ikiliydi ve Alpdoğan onların peşindeydi. 28
Ağustos günü direnişin önemli bir önderi olan Bahtiyarlı Sahan, General
Alpdoğan tarafından satın alınan üvey kardeşi Pırço oğlu Hıdır
tarafından uyurken öldürülür. Gövdesinden ayrılan başı Hozat’taki Türk
kumandanına teslim edilir. Rehber’in çetesinden olan hain Hıdır, Hozat
dönüşünde Sahan’ın kardeşi veya amcasıoğlu tarafından öldürülür.
Bahtiyar direnişinin kırılması (ardından Bahtiyar kırımı yapılır)
anlamına gelen Sahan’ın öldürülüşü, gerçekten de Dersim direnişinin sonu
olur. Sağ kalan Bahtiyar direnişçileri S. Rıza’nın aşireti Yukarı Abbas
kuvvetlerine katılırlar. Fakat Sahan öldürülünce yalnız kalan Seyit
Rıza, direnişe çağırdığı tarafsız aşiretlerden bir şey çıkmayınca çok
geçmeden yakalanır ya da bir versiyona göre teslim olur.
5-13/15 Eylül
S. Rıza Erzincan’a giderken veya gittiğinde yakalanır. Bir söylentiye
göre yakalandığında komşu illere kaçmaya çalışıyordu. Bir diğerine göre
kaçma girişimi yoktur. Kendi kararıyla Erzincan jandarmasına teslim
olmuştur. Bir başka yoruma göre Erzincan valisi aracılığıyla görüşmeye
çağrıldığı Erzincan’da beraberindekilerle birlikte tutuklanır. Bazı
yaşlılara göre gittiği Pülümür yöresinde ihbar edilip yakalatılmış ya da
bu ihbar üzerine gidip teslim olmuştur. Kaynaklarda Eylül’ün 5‘inde veya
10‘unda yakalandığı yazılıdır. Seyit Rıza’nın yakalandığı haberini
13-14-15 Eylül tarihli Tan, Kurun, Ulus gibi gazeteler vermektedir.
Yakalanışına ilişkin ilk haber 13 Eylül tarihli gazetelerde çıkar. Türk
basını ve yetkilileri ondan “Dersim’in en ileri ve son sergerdesi“ diye
sözederler. Seyit Rıza’nın yakalanması üzerine Mustafa Kemal, İsmet
İnönü, İçişleri Bakanı Şükrü Kaya ve 3. Ordu Müfettişi Kazım Orbay
Abdullah Alpdoğan’a bu başarısı nedeniyle kutlama mesajları gönderir,
bunu Alpdoğan’ın tarihi bir başarısı olarak tanımlarlar.
Ekim ayı ortaları
S. Rıza Erzincan’dan Elazığ’a götürülüp orda toplanmış bulunan diğer
Dersimli esirlerle birlikte (toplam 58 kişi oldukları anlaşılıyor)
askeri mahkemede Dersim’i isyana teşvikten ve bu isyana katılmaktan
dolayı yargılanır.
15 Kasım
Ekim ayı ortasında başlayan sözde yargılama 15 Kasım’da biter. 14 kişi
beraat eder. Seyit Rıza da dahil 7 kişi idama, 37 kişi ağır hapis
cezalarına mahkum edilir. 15 Kasım’da Seyit Rıza (1860/62-1937) ve diğer
altı kişi Elazığ Buğday Meydanı’nda şafakla birlikte infaz edilirler. Bu
altı kişi, S. Rıza’nın oğlu Resik Hüseyin, Kamer Ağa’nın oğlu Yusufanlı
Fındık, Şeyhan reisi Usê Seydi, Demenan reisi Cebrail veya oğlu,
Kureşanlı Hasan ve Haydaranlı Kamer Ağa’dırlar. Seyit Rıza’yı bizzat
götüren ve infazları izleyen İhsan Sabri Çağlayangil’in aktardığına göre
Seyit Rıza’nın son sözleri şunlardı:
Ewladê Kerbelayme [Kerbela evladı]
Bêxetayme [Boyun eyme]
Aybo, zulmo, cinayeto. [Bu zulüm ve Cinayete]
Kente girmeye cesaret edemeyen Mustafa Kemal, bu sırada Elazığ garında
infazların bitmesini beklemektedir.
Bu idamlarala birlikte 1937 yılı direnişi sona erer.
Zamanın Başbakanı İsmet İnönü (İso Ker), Seyit Rıza ve
beraberindekilerin idamı üzerine verdiği demeçte, “Dersim meselesini
ortadan kaldırdık...Dersim müşkilesinden kurtulduk“ derken, Cumhuriyet
gazetesi başyazarı Yunus Nadi, “Tarihe Gömülen Dersim’e Dair“ başlıklı
18 Kasım 1937 tarihli yazısında, “Senelerden beri adına Dersim denilen
mesele tarihin ummanına katılmış ve ebeddiyen ölmüştür“ demektedir.
1938 YILI OLAYLARI (CELAL BAYAR'IN BAŞBAKANLIĞI DÖNEMİ)
2 Ocak
Dördüncü Genel Valiliğin Munzur-Merho-Mercan dereleri arasındaki bölgeyi
ve Kalan Deresi havzasını boşaltma kararı ve bu kararı uygulama
girişimi. Bunun üzerine Ovacık’tan gelen yedi jandarma devletin o tarihe
kadar gizli tutulan asıl amacını ve 1937 direnişine katılmamış olmakla
yaptıkları vahim yanlışı yeni farkeden Kör Abbas, Keçel ve Bal
aşiretlerinden direnişçiler tarafından Mansul Uşağı Köyü’nde
öldürülürler. Ardından Mercan Karakolu basılır. Bu sırada iki asker daha
öldürülür. 1938 Ocağının başında sıranın kendilerine geldiğini anlayan
adı geçen bölge aşiretleri ittifak halinde direnme kararı alırlar.
“Askeri içimize sokmayalım, silahlanalım, ittifak yapmazsak hepimizi tek
tek kıracaklar“ diyerek direnişe geçerler. 1937‘deki Kahmut Köprüsü
baskını nasıl kasıtlı olarak birinci askeri harekatın sebebi gibi
gösterildiyse, Mansul Uşağı Olayı da bazı kaynaklar tarafından 1938‘deki
İkinci harekatın nedeni gibi sunulmaya çalışıldı. Her iki olay da TC
ordusu tarafından birer bahane gibi kullanıldılar. 1938‘deki ikinci
harekat çevre illerden orduların aktarılması ve diğer hazırlıklar
nedeniyle, daha da önemlisi dış dünyanın tepkisini çekmeyecek daha uygun
bir fırsatın kollanması sebebiyle ancak 11-12 Haziran’da başlar.
11-12 Haziran
İkinci harekatın (1938 harekatı) başlangıcı. Her taraftan Dersim’e giren
TC orduları Kalan-Merho-Mercan vadilerindeki halkı boşaltmayı amaçlar.
Burası, Buyer Bava-Mahmunut Gediği-Birman Gediği-Keller Komu-Katır Tepe-Koçgölbaşı-Badikan-Karasakal
noktaları arasındaki bölgedir. Yani Munzur-Mercan dağlarının hemen
dibindeki İç Dersim’in en kuzey bölgesidir. Zel ve Kırmızı dağlar
hattının kuzeyi de harekatın kapsamına alınır. Kısacası 38 harekatının
asıl hedefi Asıl/Eski Dersim‘dir, Kalman Ocağı’dır. Böylece yerinden
yurdundan edilmek istenen İç Dersimli bir ölüm dirim savaşına girişir.
19-22 Haziran
Boşaltılmak istenen diğer bölge Ali Boğazı ve çevresidir. 19-22 haziran
günlerinde bu bölgede oturan Koçan grubu aşiretleri (Koç, Şam, Resik) de
direnişe geçerler. 19 Haziran’da Amutka Karakolu kuşatılır ve çevredeki
Türk birliklerine saldırılır. Çarpışmalar 22 Haziran’a dek sürer. 22
Haziran’da Koçan aşiretleri Ali Boğazı’na sığınmak zorunda kalırlar.
Uçak filoları Ali Boğazı’na bomba yağdırır.
Ali Boğazı’ndaki çarpışmalarla ilişkili bir Dersim deyişinde şöyle
denir:
Bu deyişte Dersim hududu Kızılbaşlığın hududu olarak tarif edilir. Sivas
ve Erzurum da Dersim’e dahil gösterilir. Dersim’in devletle kavgası
kuşaktan kuşağa süren bir kavga olarak, Kerbala’nın devamı ve Yezit’le
kavga gibi tarif edilmektedir.
Kureyşanlılar’ın Şeyhan kabilesi ile Yukarı Abbas aşireti Koçanlılar’ı
desteklemek için direnişe geçerler. Böylece direniş doğusu ve batısıyla
tüm Dersim’e yayılır.
24-30 Haziran
24 Haziran günü İç Dersim’deki Dolu Baba (Tujik) işgal edilir. Ordunun
köylerini ateşe verip halkını boşaltmaya çalıştığı Kırgat, Boduk, Midrik,
Mitgel, Hotar, Ariki, Tenkali, Meraş, Keçeler köyleri ve Hikü mezrasının
silahsız sivil halkı balta ve küreğe sarılır. Baltalı kürekli bu
muharebe 28 Haziran’da kanla bastırılır. 29 Haziran’da Karasakal zirvesi
işgal edilir. Reşat Hallı’nın verdiği rakkama göre 11-12 Haziran’dan 29
Haziran’a kadar tam 60 köy boşaltılır ve yakılır. Köyler ve ormanlar
ateşe verilir, hayvanları dahil halkın nesi varsa “ganimet“ (ganimet,
düşmandan ele geçirilen mala denir) olarak gaspedilir, sivil halk ve
direnişçiler kurşuna dizilmek veya batıya sürülmek üzere “esir“
(düşmanın ele geçirdiği insanlar) edilip belirli noktalarda toplanır.
Başbakan Celal Bayar, 29-30 Haziran 38‘de TBMM’de yaptığı konuşmada
“ordularımız pek yakın zamanda...Dersim mıntıkasının sakinlerini tamamen
kaldıracak ve bu meseleyi esasından kesecektir“ der.
Temmuz
2 Temmuz‘da asker Ahpanos, İksor ve Tujik dağına hücum eder. Çetin bir
muharebenin sonucunda Tujik zirvesi işgal edilir. Kaçış yolları
kapatılıp bir uçak filosu eşliğinde tek çıkış yolu olarak kasıtlı
şekilde açık bırakılan Kalan Deresi’nde kırım yapılır. Devletin “haydut“
diye sözettiği 3 direnişçi kendilerini uçurumdan atarlar. 14-16
Temmuz’da Kalan ve Demenan direnişçilerinin imhasına çalışılır.
Mağaralar ayrı ayrı abluka edilir. Kalan Deresi ve Demenan mıntıkası
kasıp kavrulur. Ardından İç Dersim’de 1938‘deki zorlu muharebelerin
ağıtlara konu olan en ünlüsü, Laç Deresi (Dere Laçinu) muharebesi olur.
Laç Vadisi’ndeki çarpışmaların en şiddetlisi 19-24 Temmuz günleri
arasında yeralır. Dersim’in en namlı silahşörleri Laç’ta birlikte
dövüşür ve yarım asırdan çoktur dilden dile dolaşan bir destan
yaratırlar.
TC ordusunun hedefi direnişin son sığınağı olan Laç Deresi’ni ele
geçirmekti. Üç dört koldan kuşatılan Laç Deresi inatla direnir. Sonunda
direniş kırılırsa da sade halk arasında direnişçilerin intikamlarını
fazlasıyla aldıkları inancı yaygındır: “Ma hefe xo quret, hefe tayine ki
serra quret“.
Halk, direnişçilerin tüfeklerinin arkasında yiğitçe düştükleri için onur
duymaktadır: Mordem uyo ke pe tıfonge hode bımıro!
Direniş kırıldıktan sonra vadinin tabanındaki mağaralar ve kayalıklar
kuşatılır. Top ve makinalı ateşi ve tahrip kalıpları atılarak bu
mağaralar içindekilerle birlikte imha edilir. Dışarı fırlayanlar vahşice
öldürülür. Kimisi kendisini Munzur Suyu‘na atarak intihar eder. 19-24
Temmuz arasındaki çarpışmalarda Laç’ta 216 direnişçi katledilir. Kırık
Mağara’da dinamitle imha edilmekten korkan ve R. Hallı’ya göre
aralarında Demenan’ın en önemli kolbaşılarından Hese Gewe ile Demenan
reisi Cebrail Ağa’nın oğlu Hüseyin’in de bulunduğu 42 direnişçi teslim
olur.
Ardından 27-30 Temmuz günleri arasında Mameki ve Erzincan tugayları ile
Haydaran bölgesine yönelinir. Vartinik, Göldağı, Zel Dağı, Hengırvan,
Zağge, Aşağı Rabat, Kutu Deresi girişi, Kerenko, Karasakal ve Buyer
Bava’yı kapsayan tüm bölge kuşatılır.
1-10 Ağustos
Kuşatılan Haydaran bölgesindeki tüm direnişçiler mağaralarda
sıkıştırılır. 100‘den çok direnişçi öldürülür. 2-3 Ağustos’ta mağara ve
kaya kovukları aranır. Çok sayıda direnişçi ve hayvan imha edilir.
Hayvanlar ve eşyalar müsadere edilir. Direnişçi köyler yakılır.
Ardından sıra genel bir taramaya gelir.
10-31 Ağustos (“Üçüncü Askeri Harekat“)
Bu harekat toplama, toplu halde kurşuna dizme ve 1931‘de İçişleri Bakanı
Şükrü Kaya’nın raporunda planlanan Batıya toplu sürgünün hayata
geçiriliş safhasıdır. Bu tarihler arasında Dersim’in her tarafında aynı
anda başlatılan ve amacı “girilmemiş hiç bir yer bırakmamak“ olan genel
bir operasyon yapılarak ‘yasak bölgeler‘in içinden ve dışından en az 5-7
bin kişinin (aşiret reisleri, kolbaşılar, seyitler ve aileleri) batı
illerine nakli ve iskanı başlatılır. Dördüncü Genel Müfettişliğin
önerisi ve içişleri Bakanı’nın onayı ile yerleşime yasaklanan, sürgün ve
iskanı kararlaştırılan bölgeler iki adettir: 1-Kutudere-Kırmızıdağ-Haçılıdere
hattından Mercan dağları eteğindeki Karacakale’ye kadarki bölge, 2-Ali
Boğazı ve çevresi, yani Koçan bölgesi.
Bu sırada her yanda terör estirilir. 12 Ağustos’ta bir uçak filosu Ali
Boğazı’nı bombalar. 13 Ağustos’ta Kırmızı Dağ çevresindeki çatışmalarda
300 direnişçi öldürülür. Aynı gün Ali Boğazı ve Tağar Deresi tabanındaki
harekatta komlar yakılır, hayvan sürüleri gaspedilir. 14 Ağustos’ta 83
Demenanlı ve Haydaranlı direnişçi öldürülür. 15 Ağustos’ta Laç Deresi
tabanında yeni bir tarama yapılarak 281 Demenanlı ve Haydaranlı
öldürülür. Batıya nakledilmek üzere toplanan Yusufanlılar’ın 149‘u imha
edilir. 15 Ağustos’ta Zımeq ve çevresinde çok sayıda direnişçi (“asi“)
imha edilip köyleri yakılır. Batıya sürülmek üzere insan avına çıkan 41.
Tümen Deşt yöresindeki köylerde direnişle karşılaşır. Direndikleri ve
direnişçilere yataklık ettikleri gerekçesiyle Zımek/Zımbık, Xeç, Kirnik
ve Bornak köylerinden 395 kişi öldürülür. Şıxmamed aşiretinin merkezi
Hiç (Xeçe) köyüne bir gece baskını yapılarak top-mitralyöz ateşi ve
süngüyle toplu kırım yapılır. Hiç ve Zımek toplu kırımı işte bu sırada,
15 Ağustos günü yapılmıştır. Yine 15 Ağustos günü Çukur ve Pah
civarındaki taramada çok sayıda Haydaranlı imha edilir. 31 Ağustos’ta
yeni bir tarama hareketiyle esir edilmiş olan binlerce kişi kafileler
halinde Batıda saptanan yerlere sevkedilirler. Hozat’a getirilen Karaca
seyitleri ve halkı makinalı tüfeklerle katledilir. Sanırım Sarı Saltıklı
Seyit Seyfi Dede de bu olayda öldürülür. Böylece 31 Ağustos’ta askeri
harekat tamamlanır. |
KAYNAK: DersiM HaBeR Ajansı 2007
www.dersimhaber.com
|